3 Mart 2010 Çarşamba

Sivas ve Belgesel Tiyatro



Dostlar Tiyatrosu’nun üç sezondur sahnelemeye devam ettiği Sivas’93 izleyiciyle buluşmaya devam ediyor. 2 Temmuz 1993’te gerçekleştirilen ve Türkiye tarihinde bir kara leke olarak durmaya devam edecek Madımak Oteli yangınını unutturmamak adına Genco Erkal ile beraber altı oyuncu arkadaşı on beş yıl öncesini yeniden yaşatıyor. Gericiliğin, faşizmin ve vahşetin en çarpıcı ve en affedilmez yönünü gözler önüne seriyor.

1993 yılında meydana gelen Sivas olayları sonucunda otuz üç aydın yaşamını yitirmiş ve sonrasında da siyasetçilerin de arkasında olduğu katiller uzun yıllar boyunca yargılanmıştı. Aziz Nesin başta olmak üzere, şehirde gerçekleştirilen Pir Sultan Anma Etkinliklerine katılan şairlerden, müzisyenlerden, yazarlardan, aydınlardan “tahrik”e kapılan dindar kesim “Müslüman mahallesinde salyangoz sattırmamış” ve âşık heykellerini parçalayıp yerlerde sürükledikten sonra Madımak otelinin önünde toplanmış ve “tahrik”leri sonucunda da oteli ateşe vermiş ve tekbir sesleri eşliğinde “kâfir”lerin can vermelerini izlemişlerdi.

Dostlar tiyatrosu ve Genco Erkal olaydan on beş yıl sonra eski bir gelenekle bu olayları tekrar zihinlerimize taşımak ve unutturmamak adına belgesel tiyatro türünü kullanıyor. Özellikle 1960’lı yıllarda yaygınlaşan belgesel tiyatro, döneminde slogansal ve politik bir araç olarak değil, aksine aydınlatıcı, değiştirici, düşünce üretici ve toplumu ilerletici bir araç olarak kullanılır olmuştu. Dönemin sosyal ve politik koşulları içinde de kendine yer bulmuş ve yaygın bir tiyatro türüne dönüşmüştü. Kurgusal bir yapıdan çok belgelere, gerçekliğe ve objektifliğe dayalı bu oyunlar Dostlar tiyatrosunda da hayat bulmuş ve döneminde “Rosenbergler Ölmemeli”, “Alpagut Olayı”, “Soruşturma” gibi belgesel oyunlar Dostlar Tiyatrosu’nun sahnesinde yer bulmuşlardı. Ancak 12 Eylül sonrası apolitize olmuş sanat, belgesel tiyatro türünü de geri plana attı. Ta ki Dostlar tiyatrosu yeniden bu türe dönüş yapana dek!

Genco Erkal’ın büyük bir titizlikle binlerce belge içinden titizlikle eleyerek ve inceleyerek oluşturduğu Sivas’93 metni Sivas olaylarını tüm ayrıntısıyla gözler önüne seriyor. Pir Sultanı Anma Etkinlikleri sırasında gerçekleşen olayda nedenler ve sonuçlar bir bir sayılıyor ve belgelerle, konuşmalarla, anılarla ve görüntülerle ayrıntılanıyor. Oyun içinde olayı yaşayanların anlattıklarından, olayı gerçekleştirenlerin duyuru metinlerine, belediye hoparlöründen yapılan duyurulardan, toplanan halka hitaben söylenenlere kadar her şeye en ince ayrıntısına kadar yer veriliyor. Oyun kronolojik bir sırayla etkinliklerin birkaç gün öncesinden başlayarak yargılanmaların sonuna kadar gelerek adeta bir “Sivas” dersi veriyor.

Oyun, seyircinin olaylara bir gözlemci olarak bakmasını sağlayarak her aşamada değerlendirmelerde bulunmasına ön ayak oluyor ve oyun kendi içinde çeşitli sorularla olayın ihmalkâr noktalarını ve acı yönlerini izleyicilere sorgulatıyor. Oyun dekorunun sadeliği ve amaçsallığı da bu bakışa yardımcı oluyor. Sahnenin hemen arkasında yer alan ekran oyunun her anında seyirciyi on beş yıl geriye götürerek olayın gerçekliğini gözler önüne seriyor. Kimi zaman oyuncuların görüntüleri de bu ekrana yansıyınca gerçeklik duygusu daha da pekişiyor.

Oyun içinde kullanılan şiirler ve Fazıl Say’ın eşsiz besteleri oyunun sağlaması gereken etkiye yardımcı oluyor. Objektifliğin yanında oyunun taşıdığı derin anlam ve Sivas olayının gerçeklikte bıraktığı iz böylece yeniden canlanıyor ve olayın unutulmaması ve öneminin korunması için gerekli etkiyi sağlıyor. Ancak bu noktada eklenebilecek bir ayrıntı var. Gönül Fazıl Say’ın oyun için yeni besteler yapmasını dilerdi. Daha önce başka projelere hayat vermiş bu besteleri Sivas’ta izleyicince oyunun özgünlüğüne gölge düşürüyor.

Oyun Genco Erkal dâhil olmak üzere yedi kişi tarafından anlatılıyor. Oyuncular kimi zaman bir gösteren, anlatan kimliği ile sahnede bulunurken kimi zaman göstericilerden birine dönüşüyor, kimi zaman Metin Altıok, kimi zaman Aziz Nesin oluyor. Değişken kimlikler objektifliğe hizmet ederken oyunun belgeselliğine ve göstermeci yapısına yardımcı oluyor ve seyirciyi ayakta tutuyor.

Oyunda Genco Erkal ve Meral Çetinkaya ile beraber beş genç oyuncu yer alıyor ve oyun boyunca büyük ustaların yanında işlerini büyük bir başarı ile sürdürüyorlar. Meral Çetinkaya adeta yaşına meydan okurcasına sahnede devleşiyor ve genç oyunculardan ayırmak mümkün olmuyor. Kimi zaman Genco Erkal için aynı şeyi söylemek mümkün değil. Büyük usta genç oyuncuların performansı yanında kimi zaman sönük kalıyor.

Yalın bir sahneleme üzerine kurulu oyun aslında konunun önemine dikkati yoğunlaştırıyor. Oyunun en büyük başarılarından birisi de bu. Bir oyunun başarısının kimi zaman salt konunun başarılı işleyişi ile dahi sağlanabileceğini adeta kanıtlıyor. Oyun metnin ve olayların işlenişi ile seyirciyi bir dakika bile koparmadan oyun son buluyor. Sivas olayının her dakikası biliniyor olsa dahi oyun seyircinin dikkatini topluyor ve olay karşısında bir duruşa sahip olmayı sağlıyor. Unutturmak adına en önemli görevi başarıyla üstleniyor.

1 yorum:

canis familiaris dedi ki...

Oyun, Plato Film'in bu yıl yetiştirdiği tiyatro ekibinin sunduğu "Cesaret tek bir sesle başlar"a da ilham kaynağı olmuş; genç kadronun sunmuş olduğu oyun boyunca arkada alt metinden yoksun biçimde akmakta olan Mustafa Kemal Atatürk, Recep Tayyip Erdoğan ve George W. Bush görüntüleri kadar mantıklı biçimde oyunun bir yerinde nereden peydah olduğu anlaşılamayan bir "Sivas '93" sahnesi, Genco Erkal'ın yorumu rejide en ufak bir değişiklik yapılmaksızın bire bir kopyalanmış; seyircinin yüzlerinde önlenemez ekşimelere yol açmıştı.